Blog
Sevgilisi askerde olanların bilmesi gerekenler
Otogarda davul zurna çalar, birileri "En büyük asker bizim asker!" diye bağırır, giden çocuk bir iki kez havaya atılır. Sonra otobüs kalkar, kalabalık dağılır, sen eve dönersin ve telefonun birden çok sessizleşir.
Askerlik, bu ülkede pek çok çiftin yaşadığı ilk uzak mesafe. Er ve erbaşlar için altı ay, yedek subaylar için on iki ay sürüyor (Askeralma Kanunu). Üstelik sıradan uzak mesafeye benzemiyor: ne zaman konuşabileceğinize siz karar vermiyorsunuz, aradaki mesafe kilometreden çok kurallarla ölçülüyor.
İlk haftalar en sessizi
İlk günlerin hem en zor hem de en az haber alınan günler olması çok normal. Acemilikte gün sıkı bir düzenle akar, telefona ayrılan zaman kısıtlıdır ve yorgunluk her şeyin önüne geçer. Telefon gelmediğinde aklına gelen her kötü senaryonun gerçek olma ihtimali, büyük olasılıkla onun bir koğuşta ayakta uyuyor olmasından çok daha düşük.
Bu dönemde en çok yarayan şey, sessizliği kişisel almamak. Gitmeden önce bunu açıkça konuşun: "İlk haftalar seni pek arayamayabilirim" cümlesini baştan duymuş olmak, o haftaları epey hafifletiyor.
Temel eğitimin sonunda bir yemin töreni yapılıyor ve aileler bu törene katılabiliyor. İlk haftaların ayrılığından sonra o gün çoğu zaman epey duygusal geçiyor.
Telefon saatleri senin saatin değil
Askerde telefon kullanımı birliğe göre değişiyor ve çoğu zaman sınırlı. 2023'ten beri askerler kendi hatlarını kışlada kullanabiliyor (haber), ama bu hatlar kısıtlı. Turkcell'in asker hattında, örneğin, mobil internet yok, yalnızca belirli numaralar aranabiliyor ve hafta içi mesai saatlerinde arama yapılamıyor (koşullar). Ayrıntılar operatöre ve birliğe göre değişebiliyor; gitmeden önce birlikte bakın.
Bu yüzden ilişkiyi tam saatli telefonlara bağlamak, her aksilikte hayal kırıklığı demek. Saatten bağımsız alışkanlıklar daha dayanıklı. Gün içinde yazdığın birkaç satır, telefonu eline alınca okuyacağı bir mesaj. İkinizin de bildiği küçük bir işaret, mesela her gece aynı kelimeyle iyi geceler demek.
İnternet isteyen uygulamalar, Tomurcuk da dahil, bu yüzden askerlik boyunca çoğu zaman kullanılamıyor. Bekleyen taraf için yine de bir fikir var: o dönemde ona sormak istediğin soruları bir deftere yaz. Döndüğünde birlikte açarsınız, aylarca birikmiş bir sohbetiniz olur.
Mektup hala işe yarıyor
Kağıda yazılmış bir mektup cebe girip her yere taşınabiliyor, telefon ekranı bunu yapamıyor. Koğuşta, nöbette, yatmadan önce tekrar tekrar okunuyor. Birliğin adresini ilk telefonda sorun.
Uzun olmak zorunda değil. Mahallede ne olduğunu, annenin dün ne pişirdiğini, sokakta gördüğün komik bir şeyi yaz. Askerdeki birine en iyi gelen şey, dışarıdaki hayatın sıradan ayrıntıları oluyor. Dramı en aza indir, özlemi yazmaktan da çekinme.
Bekleyen tarafın da bir hayatı var
"Bekler mi?" sorusunu duymak, bu dönemi yaşayan çoğu kişinin tanıdığı bir şey. Çevreden gelen yorumlar, arkadaşlarının iyi niyetli ama yersiz esprileri... Bunlar bekleyen tarafı yalnız hissettirebiliyor.
Bekleyen taraf hayatını rafa kaldırmak zorunda değil. Arkadaşlarınla buluşmak, kendi işine bakmak, bir şeyler öğrenmek, ilişkiye ihanet sayılmaz. Hatta telefon geldiğinde anlatacak bir şeyin olmasını sağlar. İki kişiden biri hayatını tamamen durdurduğunda, telefonlar bir süre sonra tek kişinin derdini dinlemeye döner.
Döndüğünde
Askerden dönen biri çoğu zaman biraz değişmiş olur. Uyku düzeni, sabrı, kalabalığa tahammülü... İlk haftalarda eski halinizi hemen bulamazsanız telaşlanmayın. Uzun bir ayrılıktan sonra yeniden aynı şehirde olmak da kendi başına bir uyum dönemi, uzak mesafe yazımızda bunun üzerine biraz yazdık.
Gitmeden önceki akşam
Tomurcuk'un soru bankasında askerliği doğrudan anan bir soru var: "Askerlik, okul ya da iş yüzünden sevdiklerinden ilk ayrı düştüğünde en çok neyi özledin?" Gitmeden önceki akşam sor. Daha önce hiç ayrı kalmadıysanız cevabı şaşırtıcı olabilir. Sonra bir mektup yaz, çantasına koy, ilk gece okusun.