Blog
İlişkide kıskançlığın kontrole dönüştüğünü gösteren işaretler
Sevgilinin telefonu masada titredi, ekranda tanımadığın bir isim belirdi ve midende bir şey kasıldı. Bu anı yaşamamış insan azdır. O kasılma tek başına hiçbir şey kanıtlamaz: ne onun bir şey sakladığını, ne de senin kötü bir sevgili olduğunu.
Kıskançlık çoğu zaman tek bir cümle kurar, o da "bunu kaybetmekten korkuyorum". Bu yüzden biraz kıskançlık çoğu ilişkide vardır ve kimseyi kendiliğinden kötü sevgili yapmaz. İlişkiyi yıpratan, o korkunun nereye aktığı. Konuşmaya mı, yoksa duşa girdiği anda açılan bir telefona mı?
Hissetmekle yapmak
"Az önceki mesaj beni biraz germiş, kim olduğunu merak ettim" demek bir duyguyu paylaşmaktır. Sevgilin duştayken telefonunu açıp yazışmalarına bakmak ise onun alanına girmektir. İkisinin altında aynı korku yatabilir, ama ilişkiye yaptıkları şey çok farklı.
İlkinde karşındaki seni anlama fırsatı bulur, belki iki cümleyle içini rahatlatır. İkincisinde, bir şey bulsan da bulmasan da, ikiniz de kaybedersiniz. Bulamazsan kendini kötü hissedersin, fark edilirsen de güven senin tarafından sarsılmış olur.
Ne zaman fazla?
Şu davranışlar, kim yaparsa yapsın, sıradan kıskançlığın sınırını aşıyor:
- Telefonunu karıştırmak ya da şifreni istemek
- Nerede olduğunu sürekli sormak, konum paylaşmayı şart koşmak
- Arkadaşlarınla, hatta ailenle görüşmeni zorlaştırmak
- Ne giyeceğine karışmak
- "Beni seviyorsan şunu yaparsın" diye başlayan şartlar
- Bağırarak ya da korkutarak hesap sormak
Bunlardan biri bir kavgada bir kere yaşandıysa konuşup aşılabilir. Düzen haline geldiyse buna artık kıskançlık demek yetmez, adı kontrol.
Korkuyorsan ya da biri sana zarar veriyorsa, bunu tek başına çözmeye çalışmak zorunda değilsin. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın ALO 183 hattı ücretsiz, günün her saati açık. Acil bir durumda 112'yi ara. Emniyet'in KADES uygulaması da tek dokunuşla polise haber veriyor. Almanya'daysan 116 016 numaralı yardım hattında (Hilfetelefon Gewalt gegen Frauen) Türkçe konuşan danışmanlar da var.
Kıskandığını nasıl söylersin
Suçlamayla başlayan cümle savunma getirir. "Kiminle yazışıyorsun yine?" diye sorarsan karşında bir avukat bulursun; "O mesaj beni biraz germiş, söylemek istedim" dersen karşında sevgilini bulma ihtimalin çok daha yüksek.
Ne istediğini de söyle. Çoğu zaman istenen şey bir kanıt değil, bir cümledir: "Seninleyim, merak etme." Bunu duymak istediğini söylemek zayıflık sayılmaz. Karşındakinin tahmin etmesini beklemekten çok daha kısa bir yol.
Sınırları da birlikte koyun. Eski sevgiliyle arada bir yazışmak, gece geç saatte biriyle mesajlaşmak, sosyal medyada kimin neyini beğendiği... Her çift bunlara başka gözle bakar ve doğru cevap ikinizin de rahat ettiği yerdir. Sakin bir akşam konuşmak, kavganın ortasında konuşmaktan çok daha kolay.
Kıskanılan tarafsan
Seni kıskanan biriyle yaşamak yorucu olabilir. Güvence vermek ilişkinin parçası, ama her gün kendini aklamak zorunda kalıyorsan iş güvence vermeyi çoktan aşmış demektir.
Şeffaf olmak ile gözetlenmek arasında da bir çizgi var. "Telefonuma istediğin zaman bakabilirsin" demek senin seçimin; birinin bunu talep etmesi başka bir şey. Kendi sınırını korumak, sevgini eksiltmez.
Ekranlar işi zorlaştırıyor
Kanadalı araştırmacılar 2009'da 308 üniversite öğrencisine Facebook'ta ne kadar vakit geçirdiklerini ve sitenin onlarda ne kadar kıskançlık uyandırdığını sormuş. Kişilik ve ilişki özellikleri hesaba katıldığında bile, Facebook'ta daha çok vakit geçirenler Facebook kaynaklı kıskançlığı da daha çok yaşadıklarını söylemiş (çalışma). Araştırmacıların açıklaması da akla yatkın. Platform, sevgilin hakkında başka türlü hiç görmeyeceğin belirsiz şeyler gösteriyor: bir beğeni, bir yorum, tanımadığın bir arkadaş. Sen de o belirsizliği gidermek için daha çok bakıyorsun, baktıkça daha çok şey görüyorsun.
Mesafe de aynı şeyi yapar. Sevgilin "arkadaşlarlaydım" dediğinde orada değilsin, o akşamı kafanda kendin kuruyorsun ve kurduğun akşam çoğu zaman gerçeğinden daha kalabalık oluyor. Uzak mesafe yazımızda bunun üzerine biraz daha durduk.
Bir hafif, bir zor soru
Tomurcuk'un soru bankasında kıskançlık üzerine iki soru var, biri hafif, biri değil. Önce hafif olanla başlayın: "Konu ben olunca seni en hızlı ne kıskandırır?" Gülerek cevaplanır, ama cevap genelde doğrudur. Ortam ısınınca öbürüne geçin: "Kıskançlığın sana yaptırdığı, sonradan utandığın bir şey oldu mu?"