Blog

Sevgilinle sık sık kavga ediyorsan işine yarayacak şeyler

· 3 dk okuma

Bulaşık makinesinin yanlış dizilmesiyle başlayan tartışma, kırk dakika sonra "sen zaten hep böylesin" cümlesine varmış. Kimse makineyi hatırlamıyor artık. Çoğu çiftin tanıdığı bir rota bu.

Kavga etmek bir ilişkinin kötü gittiğini göstermez. Hiç kavga etmeyen çiftler de var, sık sık kavga edip yıllarca mutlu kalanlar da. Mutlu kalanların ortak yanı, nasıl kavga ettikleri.

Laboratuvarda izlenen çiftler

Psikolog John Gottman ve ekibi 1970'lerden itibaren onlarca yıl boyunca çiftleri laboratuvarda tartışırken izledi. Kameralarla, kalp atışını ölçen cihazlarla, yüz ifadelerini saniye saniye kodlayarak. Bu çalışmalardan çıkan en bilinen sonuç, bazı tartışma alışkanlıklarının ayrılığı ötekilerden çok daha iyi haber vermesi. Gottman bunlara "mahşerin dört atlısı" diyor.

İlki eleştiri, yani bir davranış yerine kişinin kendisine yüklenmek. "Bulaşığı yine dizmemişsin" bir şikayet, "sen hiçbir şeyi umursamıyorsun" ise eleştiri. İkincisi aşağılama: alay etmek, göz devirmek, küçümseyerek gülmek. Gottman dördünün en yıkıcısı olarak bunu görüyor. Üçüncüsü savunmacılık, her şikayete "ama sen de" diye karşılık vermek. Dördüncüsü duvar örmek, tartışmanın ortasında susup kapanmak.

Bu dördünü hiç yapmayan çift yok. Sorun, alışkanlığa dönüştüklerinde başlıyor.

Çözülmeyecek kavgalar da var

Gottman'ın bir başka gözlemi insanı biraz rahatlatıyor. Ona göre çiftlerin tartıştığı konuların yaklaşık üçte ikisi hiçbir zaman tam olarak çözülmüyor (Gottman Enstitüsü). Biri planlı, öbürü kendiliğinden yaşamayı seviyor; biri her hafta aileye gitmek istiyor, öbürü ayda bir. Bunlar kişilik ve hayat tarzı farkları, bir tartışmayla ortadan kalkmıyorlar.

Böyle konularda yapılabilecek en iyi şey, aynı konuyu yıllar boyunca birbirinizi kırmadan konuşabilmek. Bunu bilmek, "bu akşam çözmemiz lazım" baskısını da azaltıyor.

Nasıl başladığı, nasıl biteceğini belirliyor

Bir tartışma sert başlarsa çoğu zaman sert biter. Gottman bunun karşılığına "yumuşak başlangıç" diyor: suçlamadan, kendi hissinden ve somut bir istekten başlamak.

"Hiç yardım etmiyorsun" yerine "Bu hafta çok yoruldum, akşam yemeğini sen hazırlar mısın?" Uzun cümle, biraz yapay da duruyor, farkındayız. Ama ikincisini duyan kişinin "tabii" deme ihtimali, ilkini duyanınkinden çok daha yüksek.

Küçük onarımlar

İyi kavga eden çiftler de kırıcı şeyler söylüyor. Farkları, tartışmanın ortasında küçük onarım girişimleri yapmaları ve bunların karşı taraftan kabul görmesi. Bir espri, "dur, yanlış anlattım, baştan alayım", elini tutmak, "haklısın, bu kısmı" demek.

Bu girişimler çoğu zaman beceriksizdir. Kötü bir espri, yarım bir özür. İşe yarayıp yaramadıkları, karşı tarafın onları görüp tutmasına bağlı. Partnerin gerginliği dağıtmaya çalıştığında, o espri gerçekten komik olmasa bile bir kere gülümse.

Mola vermeyi öğrenin

Tartışmanın bir noktasında beden devreye giriyor: kalp hızlanıyor, ses yükseliyor, insan karşısındakini duyamaz hale geliyor. Gottman buna "flooding", yani duygusal taşma diyor. Gottman'lar, tartışma sırasında nabız dakikada 100'ü geçtiyse büyük ihtimalle bu hale gelindiğini söylüyor (Gottman Enstitüsü). O noktadan sonra konuşmaya devam etmek genelde işleri kötüleştiriyor.

Önerdikleri şey mola vermek: en az yirmi dakika ara verip o sürede tartışmayı kafada tekrar tekrar oynatmak yerine gerçekten sakinleşecek bir şey yapmak. Yürüyüş, duş, müzik. Ne zaman döneceğini de söyle, en geç ertesi gün; molayı kaçmaktan ayıran bu. "Şu an sakin konuşamıyorum, yarım saat sonra devam edelim" demek, kapıyı çarpıp çıkmaktan çok farklı karşılanır.

Kavgadan sonra

Tartışma bitince kavganın kendisini de konuşun. Neyin tetiklediğini, kimin neyi yanlış duyduğunu, bir dahakine neyin farklı olabileceğini. Bunu sakinleşmişken, kavganın üzerinden bir gün geçmişken yapmak en kolayı.

Tomurcuk'un soru bankasında bunun için güzel bir soru var: "Kavgalarımızdan sonra hala kafanda evirip çevirdiğin şey ne?" Cevabı duymak bazen tartışmanın kendisinden daha çok şey öğretiyor. Biraz daha derine inmek isterseniz bir de aile sorusu var: "Ailende öfke nasıl yaşanırdı ve bu senin tartışma biçimini nasıl şekillendirdi?"

Daha hafif bir şey arıyorsanız da şu var: "İkimizden hangimiz tartışma sonrası ilk mesajı atar?" Cevabı ikiniz de biliyorsunuz. Söylemesi yine de eğlenceli.